Prof. Dr. ALİ DEMİRSOY''un I. Ulusal Zooloji Kongresi Davet Yazısı
Prof. Dr. Mustafa KURU KONGRE DAVET MEKTUBU
KONGRE KONULARI
KONGRE TAKVİMİ
KONGRE YERİ
DÜZENLEME KURULU
MAKALELERİN YAYINLANMASI
BİLİM KURULU
BİLDİRİ / POSTER FORMATI
SEKRETERYA
KONAKLAMA / ULAŞIM
KATILIM VE KONAKLAMA ÜCRETİ
KONGRE FOTOĞRAFLARI

 

 

  Prof. Dr. Mustafa KURU KONGRE DAVET MEKTUBU

 

 3. ULUSLARARASI ZOOLOJİ VE TEKNOLOJİ KONGRESİ

 

DAVET MEKTUBU

 

Ülkemizde Ulusal Biyoloji Kongreleri, 1970’li yılların başında, Biyoloji, Fizik, Kimya ve Matematik gibi tüm fen dallarını içeren ortak toplantılar şeklinde düzenlenmiştir. Daha sonra bilimsel gelişime bağlı olarak yeni alt bilim dalları oluşmuş ve Biyoloji içerisinde, Hidrobiyoloji, Limnoloji, Genetik, Fizyoloji, Mikrobiyoloji, Histoloji, Çevre vb. gibi çok sayıda dalda kongreler düzenlenmeye başlanmıştır. Bu durum zaten bir araya gelip mesleki sorunlarını ve bilimsel konuları tartışamayan Biyoloji camiasının daha da küçük gruplara ayrılmasına yol açmıştır.

Biyoloji çok önemli bir bilim dalı olmasına karşın, maalesef ülkemizde hiçbir zaman hak ettiği ilgiyi görmemiştir. Osmanlı döneminde yalnız Tıp Fakültelerinde ilm-i hayvanat ve ilm-i Nebatat adı altında hekimler tarafından verilen Biyoloji dersleri Cumhuriyetin ilanı ile Fen Fakülteleri’nde okutulmaya başlanmıştır. Batılı anlamda ilk biyoloji dersi 1912’de verilmiş ve sahip olduğu fauna ve flora elemanları sayısı bakımından bir kıta özelliği taşıyan ülkemizde ilk bilimsel gezi de ancak 1928’de Bursa yöresinde yapılmıştır. 

Bu anlamda 1926’da Fransa ile yapılan kültür anlaşması kapsamında ülkemize gelen zoolog Prof. Dr Raymound Hovasse’nin büyük katkıları olmuştur. 1933’te yapılan ikinci Üniversite Reformuna kadar Türkiye’de görev yapan Hovasse bir Zooloji istasyonu kurmuş, burada çeşitli deniz canlılarını teşhir etmiş, gerek ekonomik gerekse eğitim amaçlı dersler vermiştir. Ayrıca yayımladığı bir makalede Gambasia halbrooki’nin sivrisinek mücadelesinde kullanılmasından söz ederek, bu balığın Türkiye’ye ithal edilip Amik gölüne atılmasıyla da Biyolojik savaşın ülkemizde başlatılmasına yol açmıştır. Ayrıca yukarıda belirtilen Bursa yöresindeki ilk bilimsel gezi de yine Hovasse’nin rehberliğinde yapılmıştır.

1933’te Atatürk tarafından yapılan ikinci Üniversite Reformu nedeniyle, Almanya’daki Nazilerin baskısından kaçarak İstanbul Üniversite’sine gelen Ord. Prof. Dr. Leo Brauner (Botanik), Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn (Botanik), Ord. Prof. Dr. Andre Naville (Zooloji) ve Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig (Zooloji) çağdaş bir Üniversite’nin kuruluşuna ve çağdaş bir eğitimin gerçekleştirilmesine önemli katkılarda bulunmuşlardır. Bu bilim adamlarının yetiştirdikleri araştırma görevlilerinden birçoğu da Türkiye’deki diğer Biyoloji bölümlerinin kuruluşunda görev almışlardır.

Günümüzde hemen hemen her Üniversite’de Biyoloji bölümü bulunmakta bunların bir çoğunda ikinci eğitim yapılmakta, ayrıca Eğitim Fakültelerinde de öğretmen yetiştiren Biyoloji Eğitimi Anabilim Dalları yer almaktadır. Buna karşın Biyoloji bölümü mezunlarının iş alanlarına ya başka meslek mezunları atanmakta ya da en önemli atanma alanı olan Biyoloji Öğretmenliğine İlk ve Ortaöğretimde Biyoloji ders saatlerinin azaltılması nedeniyle atama yapılmamaktadır. Bu nedenle de artık birçok Biyoloji Bölümüne ÖSYM sınavları sonucunda tercih yapılmamakta ve öğrenci kaydolmamaktadır.

Mesleğin bu kadar hasar görüp çökme aşamasına geldiği bir dönemde, biyolojinin 21.yüzyılın bilimi olarak kabul edilip, Biyomimikri, Biyokuantum, Sentetik Biyoloji, Zinoloji ve Nanobiyoteknoloji gibi yeni çalışma alanlarının doğduğu bir dünyada, mümkün olduğunca büyük gruplar halinde bir araya gelip çözüm önerileri üreterek mesleğimize sahip çıkmamız gerektiğine inanıyorum.

Üçüncü Ulusal Zooloji Kongresi de; Birinci Ulusal Zooloji Kongresi, Kongre Onursal Başkanı olan sevgili meslektaşım Prof. Dr. Ali Demirsoy’un belirttiği gibi “Ulusal Zooloji Kongresi tanımından kesinlikle biyolojinin zooloji dalında çalışanların kongresi anlamı çıkarılmamalıdır. Bu kongre doğal olarak biyoloji bölümlerinin, veterinerlerin, ziraat mühendislerinin, orman mühendislerinin, çevrecilerin, hatta bilgisayar programcılarının, veri tabanı konusunda uzmanlaşmışların, jeolojinin belirli dallarında çalışanların, faunistik çalışan antropologların, adli tıpçıların, hekimlerin ve burada ilk aşamada adını zikredemeyeceğimiz uzmanların katılacağı ve bilgisini sunacağı bir kongre olarak” planlanmıştır. 

Üçüncü Zooloji Kongresi’nde(www.zooloji.gen.tr); tüm biyologların bilgilerini bilimsel bir ortamda paylaşmaları yanında zoolojideki yeni çalışma alanlarının ve problemlerinin tartışılması, çözüm önerilerinin getirilmesi, biyoloji bilimindeki bu uzun yolculuğun hatırlanması, kutlanması ve kongrenin asıl işlevini kaybetmeden genç bilimcilere mesleğin geçmişini, bu mesleğe sahip çıkılmasını ve geleceğini de anlatmak mümkün olacaktır. 

Üçüncü Zooloji Kongresi’nin düzenlenmesinde büyük özveri ile emek veren başta, Kongre Genel Koordinatörü Prof. Dr. Mehmet Karataş, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Çiçek, Kongre Sekreteri Dr. Sevil Sungur Birecikligil ve Düzenleme Kurulu Üyeleri olmak üzere, maddi ve manevi destek veren herkese teşekkür ediyor ve kongreye katılımlarınızı bekliyoruz.

Unutmayınız, III. Zooloji Kongresi’ne göstereceğiniz ilgi ve katılımınız mesleğiniz ve faunanın geleceği ile yakından ilişkili olacaktır.

Saygılarımla.

 

Prof. Dr. Mustafa KURU

Kongre Onursal Başkanı

 



 

 

Rüyalarını Türkçe Gören Bir Alman Biyolog Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig

 

 

 

Prof.Dr.Mustafa KURU
3. Ulusal Zooloji Kongresi Başkanı
Başkent Üniversitesi Rektör Danışmanı

Avrupada’ki Ünivesitelere benzer şekilde olan Darül-Funun-ı Şahane ilk Türk Üniversitesi olarak 1900 yılında İstanbul’da açılmıştır. Fakat bu Üniversite’de diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi Medrese geleneğinden kurtulamamıştır.

Darül-Funun-ı Şahane’ye 1924 yılında katma bütçe ile mali özerklik ve aynı zamanda tüzel kişilik kazandırılmış, yeni Fakülteler açılmış ve adı da İstanbul Darül-Fununu olarak değiştirilmiştir. Tüm bu değişikliklere karşın, devrimlere karşı olumsuz tutum takınılmış ya da sessiz kalınmış, ciddi ve topluma yararlı çalışmalar yapılamamıştır.

Bu nedenlerle, laik bir bilim anlayışı, gözlem ve deneye dayanan bir öğretim ve her türlü doğmatik anlayıştan arınmış bir Üniversite için yeni bir Üniversite Reformuna ihtiyaç duyulmuştur.

Atatürk yeni bir Üniversite Reformunun hazırlıkları için 1932’de Cenevre Üniversitesi Pedagoji Profesörü Albert Malche’yi davet etmiştir. Malche raporunun sonunda; Darül Fünun’un batılı örneklerinin gerisinde kaldığını, bu nedenle Darül Fünun’daki öğretim üyelerinden büyük bir kısmının işlerine son verilmesinin gerekli olduğunu ve bunların yerine yurt dışından donanımlı genç bilim adamlarının getirilmesinin uygun olacağını önermiştir. Bu rapor benimsenmiş ve Darül Funun’daki 240 öğretim üyesinden 157’sinin görevine son verilmiştir.

Türkiye’de ikinci Üniversite Reformunun yapıldığı yıllarda, Almanya’da da Hitler yönetime gelmiştir. Naziler Alman Üniversitelerindeki Yahudi kökenli profesörlere ve kendilerine karşı çıkan Alman profesörlere aşırı baskı yapmaya başlamışlardır. Bunlardan bazıları görevlerinden alınmış bazıları ise sürgün edilmişlerdir. İlk sürgün edilenlerden biri Prof. Dr. Albert Einstein’dir. Einstein, Paris’te Almanya’dan kaçma yollarını arayan öğretim üyelerine yardım etmek amacıyla bir dernek kurmuştur. İstanbul’da kurulan yeni Üniversite’de öğretim üyesine ihtiyaç olduğu haberini alınca, zamanın Başbakanı İsmet İnönü’ye Yahudi kökenli profesörlere görev verilmesi konusunda bir mektup yazmıştır.

Dönemin başbakanı İsmet İnönü’ye yazılan mektup
Ayrıca İsviçre-Zürih’teki Yardım Derneği Başkanı Prof.Dr. Philip Shwartz da Türkiye’ye gelmiş ve Yahudi kökenli, profesörlerin görevlendirilmesi için Milli Eğitim Bakanı ile görüşmüştür.

Bu görüşmeler sonucunda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümüne; Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn (Botanik), Ord. Prof. Dr. Leo Brauner (Botanik) ve Ord. Prof. Dr. Andre Naville (Zooloji) göreve başlamışlardır.

Andre Naville 1937’de o dönemin korkutucu hastalığı olan tifo’dan ölünce yerine Ord.Prof.Dr.Curt Kosswig atanmıştır.

Kosswig’in gençlik resmi

Kosswig’in gençlik resmi

Ord.Prof.Dr.Curt Kosswig 30 Ekim 1903’te Berlin’de doğmuştur. Berlin Üniversitesi’nde Felsefe Doğa Bilimleri ve özellikle Zooloji-Genetik ağırlıklı bir eğitim almıştır. 1 Nisan 1927’de Genetik konusundaki doktorasını tamamlamış ve Münster Üniversitesi Zooloji Enstitüsü’nde asistan alarak göreve başlamıştır.

Münster Üniversitesi Felsefe ve Doğa Bilimleri Fakültesi Zooloji Enstitüsü’nde 1930’da doçent olmuştur. Aynı yıl meslektaşı Leonere Beshorner ile evlenmiş ve bu evlilikten 3 erkek çocukları olmuştur.

1933 yılında Baraunschweig Teknik Yüksekokulunda Genel Biyoloji ve Zooloji dalında profesörlüğe atanmıştır.

Braunschweig yılları Kosswig için çok sıkıntılı geçmiştir.

Çünkü; Kosswig Nazilerin özellikle Yahudi kökenli profesörlere karşı olan tutumlarına karşı çıkmakta ve protesto etmektedir. Gerçekte Kosswig saf bir Alman olup geçmişte silahlı talebeler ve Alman Milli Gençlik teşkilatlarının üyeliğinde bulunmuştur. Tüm bunlara karşın, Kosswig bölgenin SS Eğitim sorumlusu yapılmış, bölgede konferanslar vermesi, konferanslara Hitler selamı ile başlaması ve Nasyonal Sosyalist İşçi Partisine üye olması istenmiştir.

Bu sırada beraber çalıştıkları yakın dostu Botanikçi Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn’un  un Yahudi olması nedeniyle görevden alınması bardağı taşıran son damla olmuş ve Kosswig bu olayı protesto etmek için SS Eğitim sorumluluğundan istifa etmiştir. Çok geçmeden Kosswig ifadeye çağrılmıştır ve yakın bir zamanda kendisinin de toplama kampına alınacağını hissetmiştir.

1937’de kendisine İstanbul’dan, uğruna istifa ettiği Ord. Prof. Dr. Alfred Heilbronn’dan sevindirici bir mektup gelir. Mektupta tifo’dan hayatını kaybeden Fen Fakültesi Hayvanat Enstitüsü Direktörü Ord. Prof. Dr. Andre Naville’den boşalan kadroya Ord.Prof.Dr.Curt Kosswig önerilmektedir.

Üstelik Heilbronn mektubunun yanında yol parası olarak kullanması amacıyla, Viyana’daki hesabından para çekilmesi için Kosswig’e bir de vekalet yazısı göndermiştir.

Kosswig, Türk konsolosluğundan vize, Bulgar Konsolosluğundan ise transit vizelerini alır ve Sofya uçağı için hava alanına yönelir. Korku içinde havaalanında SS memuruna pasaportunu uzatır, korkusuna rağmen SS memuru kayıtsız bir şekilde işlemini yapar. Kosswig sevincinden son kez “Heil Hitler” diye selam verip Sofya uçağına biner ve İstanbul’a ulaşır.

Bu şekilde İstanbul’a gelen Ord.Prof.Dr.Curt Kosswig 1 Ekim 1937’de İstanbul Üniversitesi’nde Zooloji Profesörü ve Enstitü Direktörü olarak atanır.

Ord.Prof.Dr.Curt Kosswig Türkiye’de görevli olduğu süre içerisinde,

Çok sayıda ders vermiş ve üçüncü yıldan itibaren derslerini Türkçe anlatmıştır.

  • Ortaöğretim ve Üniversite için Biyoloji ders kitapları yazmıştır.
  • Çok sayıda bilim insanın (18 Doktora) doktoralarında tez yöneticiliği yapmıştır. Bu bilim adamlarından bir çoğu daha sonra Türkiye’deki Biyoloji bölümlerinde kurucu olarak görev yapmışlardır.
  • Bilimsel derneklerin kurulmasına katkıda bulunmuştur.
  • Bilimsel dergilerin yayımını teşvik etmiştir.
  • Anadolu Faunasının ortaya çıkarılması için bilimsel geziler düzenlemiştir. Bu çalışmalarından ötürü 6 cins ve 42 tür ve alttüre Kosswig’in ismi verilmiştir.
  • Manyas Gölü Milli Parkı (Manyas Gölü Kuş Cenneti)’nı kurmuştur.
  • 1951 yılından itibaren Baltalimanı Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsü Direktörlüğü’ne atanmıştır.

Temmuz -1955’te Hamburg Üniversitesi Zooloji Enstitüsü, Zooloji Müzesi Direktörlüğü’ne atanan Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig Türkiye’den ayrılmıştır.

1969 yılında Hamburg’tan emekli olan Kosswig Atatürk Üniversitesi’nde (Erzurum) 2 yıl süre ile misafir profesör olarak görev almıştır.

Atatürk Üniversitesi’nde de Biyoloji Bölümünün gelişmesine önemli katkılar sağlamış, lisansüstü dersler ve seminerler vermiş, doktora tez yöneticiliği yapmış  Anadolu Faunasının tespiti konusunda önemli bilimsel geziler düzenlemiştir.

Kosswig’in Erzurum yılları
Kosswig’in Erzurum yılları

29 Mart 1982’de Hamburg’da vefat eden Ord.Prof.Dr.Curt Kosswig’in naaşı vasiyeti üzerine İstanbul’a getirilmiş ve kendisinden daha önce vefat eden eşinin Rumeli Hisarı Aşiyan Mezarlığındaki mezarı yanına defnedilmiştir.

Bu dönemde Türkiye’ye gelen tüm profesörler, Cumhuriyet ilkelerini çok benimsemiş Türkiye’yi ve Türkleri çok sevmişlerdir. Prof.Dr.Muhtar Başoğlu’na göre “Kosswig bir Türk den daha iyi bir Türk” tü.

Benim de doktora hocam olan Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig’e “hocam Türkleri seviyor musunuz” diye sorduğumuzda “Çocuklar ben rüyalarımı Türkçe görüyorum” derdi.

Kosswig ile Bilimsel gezi-Kemaliye/Erzincan
Kosswig ile Bilimsel gezi-Kemaliye/Erzincan

1954 yılından sonra Hamburg Üniversitesinde , bir lisansüstü dersinde Alman öğrenciler Kosswig’i protesto etmeye başlarlar. Derste İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji asistanlarından Melekper Öktay da bulunmaktadır. Kosswig protestonun nedenini anlayamaz ve dersi anlatmaya devam eder. Fakat Alman öğrenciler de protestoya devam ederler. Bu sırada Melekper Öktay parmak kaldırır ve “Hocam dersi Türkçe anlatıyorsunuz” der Kosswig’in ifadesine göre sınıfta gözü Melekper Öktay’a ilişince eski İstanbul günlerini hatırlamış ve bilinçaltından Türkçe konuşmaya başlamıştır.

Bilimsel çalışmaları da çok yakından takip eder, verilen görevlerin zamanında ve iyi bir şekilde yapılıp yapılmadığını kontrol ederdi. Bilimsel araştırmalarım sırasında 1970 yılında , Ceylanpınar (Urfa)’da Habur Nehri’nin kaynak sularında Hint Okyanusu kökenli bir kefal (Planiliza abu ) ve Çıldır ( Ardahan)’ın yaklaşık 2.500 m. Yükseklikteki Kotanlı köyü deresinde (Kura Nehri)’de Hazar Denizi kökenli bir Kaya Balığı ( Gobius cephalarges constructor) tespit etmiştim. Bunlar ilk kayıt olduğu için Kosswig şüphe ile yaklaştı ve bu balıkları herhalde balıkçıdan satın alındığımı bile düşündü. Daha sonra benimle bu iki türü yakaladığımız lokalitelere gelip balıkları yeniden yakalayınca bana inandı ve bu güveni tüm yaşamı boyunca devam etti. Bu güvenin bir işareti olarak Erzurum’dan ayrılırken, referans olarak kullanmam amacıyla yalnız kendi imzasını taşıyan çok sayıda boş dosya kâğıtlarını bana bırakmıştı.

Kosswig Erzurum’dan ayrıldıktan sonra da Bilimsel çalışmalarımı, makalelerimi, akademik kariyerlerimi yazdığı mektuplarla yakından takip etti. Mektuplarını hep Türkçe yazardı ve sonunu “gözlerinden öperim” ifadesi ile bitirirdi.

 



 

Sonuç olarak, Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig ikinci vatanı olarak tanımladığı bu ülkeye karşı kendisini son derece minnettar hissederek, modern biyoloji biliminin kurulmasında ve onun gelişmesinde büyük hizmetler vermiş ve Türk Doğa Bilimleri tarihindeki unutulmaz yerini almıştır.

Gerek örnek bir bilim adamı ve gerekse Doktora hocam olan Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig’i bir kez daha şükranla anıyorum.

Bu sayfa 692 defa görüntülenmiştir.

  

 

 

 

 



 

zooloji.gen.tr

alabalik.gen.tr - meyve.gen.tr - sempozyum.gen.tr - kirsalturizm.gen.tr -biyoloji.gen.tr -türkoloji.gen.tr - bulten.gen.tr - editor.gen.tr